Ekonomi
Türkiye’de Sermaye Piyasaları İçin Yapısal Sorun Yok: Makro Temeller Sağlam ve Bankacılık Güçlü
Kısaca
Sermaye piyasalarında yapısal bir sorun bulunmadığı belirtiliyor; tedbirler alınıyor Türkiye’nin milli gelirinin büyüdüğü ve ihracat gücünün korunduğu ifade ediliyor Piyasalarda güven ve dayanıklılık mesajı yayılarak yatırımcı farkındalığı artıyor
Ana mesele
Sermaye piyasalarında yapısal sorun bulunmadığı yönündeki değerlendirme
Ne değişti?
Yılmaz’ın ifadesi, yapısal sorun olmaması ve ilgili tedbirlerin alınması yönündedir
Beni nasıl etkiler?
Okuyuculara güvene yönelik bir olumlu etki ve piyasa istikrarı mesajı verilir
Ne oldu?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sermaye piyasalarında yapısal sorun olmadığını vurguladı.
Neden şimdi?
Son dönemde kısıtlı alanda bazı sorunlar gündemde; güven ve istikrar vurgusu önemli.
Neden önemli?
Makroekonomik temellerin sağlamlığı ve bankacılık yapısının güçlülüğü yatırımcı güvenini destekler.
Kimler etkileniyor?
- Yatırımcılar
- finansal kurumlar
- Sanayi ve ihracatçı firmalar
Sektör ve piyasa etkisi
İstikrarlı görünüm nedeniyle sermaye piyasalarında olumlu risk iştahı ve likiditeye destek olma potansiyeli
Riskler
- Kısıtlı alandaki sorunların tam olarak çözülmemesi durumunda sınırlı etkiler sürebilir
- dış kırılganlıklar
Takip edilmesi gerekenler
- İdari ve adli tedbirlerin uygulanmasının etkisi
- Siyasi istikrarın sürmesi ve makroekonomik göstergelerin gelişimi
- Bankacılık göstergelerinin (kar/zarar, sermaye yeterliliği) izlenmesi
- Dış talep ve ihracat performansındaki değişimler
Haberin tamamı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 21'inci MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29'uncu Uluslararası İş Forumu'nun açılışında Türkiye ekonomisine ve sermaye piyasalarındaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, 'Bizim sermaye piyasalarımızda yapısal bir sorun yok, yapısal olarak bir problemle karşı karşıya değiliz.' dedi.
İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen organizasyonun açılışına Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağır, İstanbul Valisi Davut Gül ve MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir de katıldı. 23-26 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen fuarda inşaat, makine, tekstil ve savunma sanayii başta olmak üzere 20'den fazla sektörden yerli ve yabancı temsilciler bir araya geliyor.
'MAKROEKONOMİK TEMELLERİMİZ SAĞLAM' Türkiye'de siyasi istikrar ve makroekonomik temellerin sağlam olduğunu belirten Yılmaz, bankacılık sisteminin de güçlü bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Yılmaz, 'Türkiye'de güçlü bir siyasi istikrar var. Dirayetli, tecrübeli bir liderlik var. Özellikle bugünlerde, bu yaşadığımız dönemde bunun çok kıymetli olduğunu ifade etmek isterim. Siyasi istikrarımız olduğu gibi makroekonomik temellerimiz de sağlam.
Diğer yandan bankacılık sistemimiz son derece sağlam, sermaye yeterlilik oranı son derece yüksek.' ifadelerini kullandı. Sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelere de değinen Yılmaz, 'Son dönemlerde sadece sermaye piyasalarının kısıtlı bir alanında ortaya çıkan bir sorunla karşı karşıyayız ve bu alana yönelik olarak da gerekli tüm idari ve adli tedbirler alınmış durumda, alınmaya devam ediliyor.' dedi.
Yılmaz, sermaye piyasalarında yapısal bir sorun bulunmadığını belirterek, 'Kısıtlı bir alanda spesifik bazı sorunlarla karşı karşıyayız ve bunları aştığımızda sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde, yapısını daha kuvvetlendirmiş şekilde yoluna devam edecektir.' diye konuştu.
MİLLİ GELİR 1,7 TRİLYON DOLARI AŞTI Yılmaz, küresel ekonomideki olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif bir görünüm sergilediğini söyledi. '2002 yılında sadece 239 milyar dolar olan milli gelirimiz, 2025 yılında 1,6 trilyon doları aşmıştır.
2026 yılının ilk yarısı itibarıyla yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doların üzerindedir, bu yıl sonu itibarıyla da 1,8 trilyon doları aşması beklenmektedir.' ifadelerini kullanan Yılmaz, 2002'de 3 bin 600 dolar seviyesinde olan kişi başına gelirin 2025'te 18 bin doları aştığını, yıl sonu itibarıyla ise 20 bin doların üzerinde veya civarında bir kişi başına milli gelir beklentisi bulunduğunu söyledi.
İHRACATTA 450 MİLYAR DOLAR HEDEFİ Küresel ekonomideki belirsizlikler ve jeopolitik gerilimlerin enerji arzı ve ana ticaret rotaları üzerinde risk oluşturduğunu belirten Yılmaz, bu durumun teslimat süreleri, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden dış ticareti etkilediğini söyledi.
Ana ihracat pazarı olan Avrupa ve MENA bölgesinde büyüme hızında olumsuz bir tablo bulunduğunu belirten Yılmaz, gelecek yıl ticaret ortaklarındaki büyümenin dünya büyümesinin üzerinde olmasının varsayıldığını ifade etti.
Türkiye'nin ihracatının zor koşullara rağmen artmaya devam ettiğini belirten Yılmaz, 'Bu zorlu koşullara rağmen baktığınızda bölgesel ihracatımız artmaya devam etmektedir ve ağustos ayında da devam eden bu artış, ekonomimizin ve ihracatımızın dış şoklara karşı dayanıklılığını ortaya koymaktadır.' dedi.
MAL VE HİZMET İHRACATI 400 MİLYAR DOLARA YAKLAŞTI Yılmaz, 2002'de 36 milyar dolar olan mal ihracatının 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldiğini, 2026 Ağustos itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın 280 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Hizmet ihracatının da aynı dönemde 14 milyar dolardan 125 milyar dolara yükseldiğini belirten Yılmaz, 'Mal ticareti ve hizmet ticareti olarak toplamda bakacak olursak 2002 yılında 50 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatımız vardı, 2025 yılında bunu 8 kata çıkarmışız ve 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmış durumdayız.' diye konuştu.
2029'DA 450 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT HEDEFİ Dış ticaretin kolaylaştırılması için gümrük idareleri ve gümrük kapılarının yenilenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Yılmaz, işlem kapasitelerinin artırılması ve fiziki ve teknolojik altyapının geliştirilmesi için çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Serbest bölgelerin kapasitelerinin ve etkinliklerinin artırılmasına yönelik düzenlemelerin de planlandığını ifade eden Yılmaz, şu açıklamayı yaptı: 'Tüm bu öngördüğümüz politikalarla dış ticarette rekabetçiliği arttırarak ve bölgesel merkez olma konumumuzu tahkim ederek Orta Vadeli Program dönemi sonunda, yani 2029'da bugün 400 milyar dolar civarında olan mal ve hizmet ihracatımızı 450 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.
2029 sonunda kamu ve özel sektör hepimizin gayretiyle bu hedefe rahatlıkla ulaşacağımıza ve geçeceğimize de yürekten inanıyorum' Yılmaz ayrıca İstanbul'u uluslararası finansal hizmetler, bölgesel fon yönetimi, finansal teknolojiler, katılım finans ve sürdürülebilir finans alanlarında daha güçlü bir merkez haline getirme vizyonuyla hareket ettiklerini söyledi. Açılış konuşmalarının ardından kurdele kesimi gerçekleştirilirken, Yılmaz daha sonra fuar alanındaki firmaları ziyaret etti.
Kaynaklar
Türkiye’de Sermaye Piyasaları İçin Yapısal Sorun Yok: Makro Temeller Sağlam ve Bankacılık Güçlü · Mercek akışına dön