Gündem

Oğlunun ölümü kaderini değiştirdi: Bugün 21 milyar dolar serveti yönetiyor - çarpıcı bir biyoteknoloji öyküsü

Kısaca

Oğlunun ölümü haberinin ardından Duggan’ın 21 milyar dolar serveti yönetmesi öne çıkıyor; asıl vurgu finansmanın kaynakları ve süreçlerinde. Arka planda uzun süreli finansman desteği ve şirket değeri arasındaki ilişki ön plana çıkıyor; 6 milyon dolar ifadesi doğrulanmıyor. Piyasalarda biyoteknoloji ve özel sermaye yatırımlarında riskler ve gelecekteki finansman akışları izlenecek konular arasında.

Ana mesele

Girişimcilik hikâyesinin son noktası, finansal gücün nasıl oluştuğudur.

Ne değişti?

Duggan’ın finansmanın uzun süreli desteğiyle şirketi nasıl ileri taşıdığına odaklanılıyor.

Beni nasıl etkiler?

Girişimcilik riskinin ve finansman gereksiniminin etki ettiği yatırım kararları etkilenebilir.

Ne oldu?

Pharmacyclics’in değeriyle ilgili başlangıçtaki iddialar doğrulanmıyor; Duggan’ın şirkete yaptığı finansman ve hisselerle 21 milyar dolarlık satış öncesi süreç önemli.

Neden şimdi?

Şirketin finansman geçmişinin bugünkü servetle bağlantısı ve geçmiş yatırım boyutları tartışılıyor.

Neden önemli?

Yatırımcı güveni ve biyoteknoloji şirketlerinin finansman yapısı üzerinde etkili olabilir.

Kimler etkileniyor?

  • Yatırımcılar
  • Biyoteknoloji sektörü oyuncuları

Sektör ve piyasa etkisi

Biyoteknoloji hisselerinin risk iştahını etkileyebilir

Riskler

  • Finansman belirsizliği devam ederse yatırımcı güveni düşebilir
  • Doğrulanmamış iddiaların kurumsal itibar etkisi

Takip edilmesi gerekenler

  • Duggan’ın mevcut finansman aktiviteleri
  • Pharmacyclics benzeri şirketlerde finansman kaynağı değişiklikleri

Haberin tamamı

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın. Takip Et Bir şirketi 6 milyon dolardan alıp 21 milyar dolara satmak, kulağa iyi bir girişimcilik hikâyesi gibi geliyor. Bob Duggan’ın hikâyesi ise bundan biraz daha karmaşık. Çünkü Pharmacyclics’in 2015’te AbbVie’ye 21 milyar dolara satılmasından önce geçen yıllarda ortada yalnızca para kazanma hesabı yoktu. Başarısız klinik çalışmalar, tükenen kaynaklar, Nasdaq’tan çıkarılma riski, şirketin geleceğine ilişkin ciddi kuşkular ve bir kanser ilacının işe yarayıp yaramayacağına ilişkin büyük bir belirsizlik vardı.

Duggan bugün milyarlarca dolarlık servetiyle tanınıyor. Ancak 21 milyar dolarlık satışın arkasındaki hikâyeye bakıldığında asıl dikkat çekici nokta, son fiyat etiketinden çok, şirketin o noktaya nasıl getirildiği. Bir başka ayrıntı da sık tekrarlanan “6 milyon dolarlık şirket” ifadesi.

Pharmacyclics’in değeri için 6 milyon dolarlık rakamı doğrulayan sağlam bir kaynak bulunmuyor. Buna karşılık ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun kayıtlarında Duggan’ın 2008’de şirkete 5 milyon dolar borç verdiği, başka dönemlerde de milyonlarca dolarlık finansman sağladığı görülüyor. 2013 tarihli bir Bloomberg haberine göre ise Duggan’ın 2004-2011 arasında Pharmacyclics hisselerine yaptığı toplam yatırım yaklaşık 42 milyon dolardı ve bunun içinde şirkete verdiği 6 milyon dolarlık borcun karşılığında aldığı hisseler de bulunuyordu. Dolayısıyla hikâyenin doğru başlangıcı “6 milyon dolarlık şirket” değil. Daha doğru ifade şu: Duggan, geleceği son derece belirsiz ve finansman sıkıntısı yaşayan bir biyoteknoloji şirketine yıllar boyunca ciddi miktarda kendi parasını koydu.

Robert W. Duggan, 1944 doğumlu. Beş çocuklu bir ailenin içinde, mütevazı koşullarda büyüdü. Ailesinin maddi durumunun rahat olmadığı, çocukluğunda ayın son günlerinde evde bozuk para aradıklarını kendisi de anlatıyor.

Üniversite yıllarında yatırım yapmaya başladı. Ancak klasik anlamda akademik bir kariyer peşinde olmadı. California Üniversitesi Santa Barbara’da derslere devam etti, daha sonra UCLA’da da eğitim aldı fakat üniversite diploması almadı. Onun asıl eğitim alanı şirketler oldu. İlk yıllarında farklı sektörlerde girişimlere yatırım yaptı. Bir çocuk el işi ürünleri şirketinden fırıncılığa, bilgisayar teknolojilerinden kamuya hizmet veren teknoloji şirketlerine kadar farklı alanlarda şirket kurdu, ortak oldu veya yatırım yaptı.

1970’lerde kurduğu Paradise Bakery bunun dikkat çekici örneklerinden biriydi. Şirket, McDonald’s ve Disney World gibi büyük markalara kurabiye tedarik etti. Daha sonra şirket satıldı.

Duggan’ın bir başka önemli yatırımı ise robotik cerrahi alanındaki Computer Motion oldu. Şirket, cerrahi robotlar geliştirdi ve 2003 yılında Intuitive Surgical ile birleşti. Böylece Duggan’ın sağlık teknolojileriyle ilişkisi, Pharmacyclics’ten çok daha önce başlamış oldu.

Bu geçmiş önemli. Çünkü Pharmacyclics’e geldiğinde karşısında yalnızca bilimsel bir proje görmüyordu. Şirket satın alma, sermaye koyma, yönetim değiştirme, ortak bulma ve sonunda bir şirketi büyük bir oyuncuya satma konusunda yıllar boyunca deneyim kazanmıştı.

Duggan’ın biyoteknolojiye ilgisinin arkasında ise finansal hesapların dışında çok daha kişisel bir neden vardı. Oğlu Damien’ın beyin kanseri nedeniyle hayatını kaybetmesi, Duggan’ın sağlık ve ilaç sektörüne bakışını değiştirdi. O dönemde mevcut tıbbi çözümlerin oğlunu kurtaramamış olması, onu kanser tedavileri konusunda daha fazla araştırma yapmaya yöneltti.

Pharmacyclics’e ilgisinin başlangıcında da şirketin beyin tümörleriyle ilgili geliştirdiği Xcytrin adlı ilaç adayı vardı. Duggan, oğlunun ölümünün ardından kanser araştırmalarına daha yakından bakmaya başlamıştı. Fakat burada hikâyenin Hollywood filmlerindeki gibi ilerlemediğini belirtmek gerekiyor. Xcytrin, Pharmacyclics’i milyarlarca dolarlık şirkete dönüştüren ilaç olmadı. Şirket bu projeden sonuç alamadı ve sonunda yönünü değiştirdi. Asıl başarı başka bir molekülden geldi: ibrutinib.

Bugün Imbruvica markasıyla bilinen ibrutinib, kanser hücrelerinin büyümesinde rol oynayan Bruton tirozin kinazını, yani BTK’yı hedefleyen bir ilaçtı. Bu küçük molekül, Pharmacyclics’in kaderini değiştirecekti.

Duggan 2000’lerin ortasında Pharmacyclics’e yatırım yapmaya başladı. 2007’de yönetim kuruluna girdi, 2008’de ise şirketin CEO’su ve yönetim kurulu başkanı oldu.

Şirketin o dönemdeki tablosu bugünden bakıldığında neredeyse inanılmaz. 2008 sonunda Pharmacyclics’in özkaynakları 10 milyon dolarlık Nasdaq şartının altında kalmıştı. Şubat 2009’da şirket, Nasdaq’ın devam eden kotasyon koşullarını karşılayamadığına ilişkin uyarı aldı.

Duggan bunun üzerine kendi şirketi aracılığıyla Pharmacyclics’e 5 milyon dolar borç verdi. Bu, milyarlarca dolarlık satıştan yıllar önce yaşanan dönemdi. Şirketin geleceği henüz belli değildi.

Duggan’ın 2009’da yaptığı bir konuşmada Pharmacyclics’in “felakete doğru bir çarpışma rotasında” olduğunu söylemesi de o dönemin havasını anlatıyor. Fakat şirketin stratejisi değişmeye başladı. Duggan, bilim insanlarının geliştirdiği ilaç adaylarına yatırım yaparken, şirketin sınırlı kaynaklarını daha umut verici gördüğü projeye yönlendirdi. Bunun sonucunda ibrutinib öne çıktı.

Buradaki kritik nokta şu: Biyoteknoloji şirketlerinde iyi bir fikir ile satılabilir bir ilaç arasında çok büyük bir mesafe bulunuyor. Laboratuvarda çalışan bir molekülün insanlarda etkili çıkması, güvenli bulunması, düzenleyici kurumlardan onay alması ve sonunda doktorlar tarafından kullanılması gerekiyor. Pharmacyclics’in başardığı şey, bu zincirin birkaç halkasını arka arkaya tamamlamak oldu.

Bugün sosyal medyada Duggan hikâyesi anlatılırken “yüzde 80 etkinlik” gibi yuvarlak rakamlar sık kullanılıyor. Fakat ibrutinibin başarısını tek bir yüzdeye indirmek doğru değil.

Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.

Kaynaklar

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.

Oğlunun ölümü kaderini değiştirdi: Bugün 21 milyar dolar serveti yönetiyor - çarpıcı bir biyoteknoloji öyküsü · Mercek akışına dön