Ekonomi

Gümrük Birliği’nde yeni bir vizyon şart: Türkiye’nin AB ile ticaret ilişkisinde konum değişimi

Kısaca

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir vizyon tartışılıyor; yazı AB’nin Yeşil Dönüşüm ve sanayi yaklaşımlarını öne çıkarıyor. Neden şimdi? küresel ticaret kurulunda değişiklikler ve Avrupa sanayi politikaları nedeniyle konumlandırma gereği artıyor. İzlenecek nokta: Türkiye’nin AB tedarik zincirindeki rolü, yatırımlar ve ihracat üzerindeki etkilerin takibi ve politika yanıtları

Ana mesele

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerekliliği, mevcut küresel ticaret koşulları altında öncelikli ve geçerli bir amaç olarak sürüyor.

Ne değişti?

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi artık sadece kapsam genişletmesiyle sınırlı değildir; Yeşil Dönüşüm ve Avrupa sanayi politikaları nedeniyle konum değişimi öne çıkıyor.

Beni nasıl etkiler?

Okuyucuya, Türkiye’nin AB ile ticaret ve yatırım ilişkilerinde yeni riskler ve fırsatlar ortaya çıkıyor.

Ne oldu?

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunun yeniden gündeme geldiğini belirten analiz içeriklerden okunuyor.

Neden şimdi?

Dönen küresel ticaret dinamikleri ve AB’nin sanayi politikaları nedeniyle güncel gereklilik öne çıkıyor.

Neden önemli?

Türkiye’nin AB pazarındaki konumu ve yatırım iklimi üzerinde doğrudan etkisi olabilir; ihracat ve tedarik zincirleri etkilenebilir.

Kimler etkileniyor?

  • Türkiye ihracatçıları
  • AB- Türkiye yatırımcıları

Sektör ve piyasa etkisi

AB- Türkiye ticaret akışında yeniden konumlandırma ihtiyacı doğabilir

Riskler

  • Koruma politikalarının güçlenmesi nedeniyle maliyet baskısı
  • tedarik zincirinde değişiklik riski
  • politik belirsizlik

Takip edilmesi gerekenler

  • AB sanayi politikalarına uygunluk takibi
  • Made in Europe yaklaşımının uygulamaya etkisi
  • Türkiye’nin AB tedarik zincirindeki rolün güçlenme/azalma yönü

Haberin tamamı

<p><strong>MURAT YAPICI - <em>MYADVISOR Danışmanlık Kurucusu</em> </strong></p>

<p><span data-contrast="auto">“Gümrük Birliği'nin Güncellenmesi İçin Türkiye'nin Gerekçeleri Hâlâ Geçerli mi?” başlıklı önceki yazımda, Gümrük Birliği'nin güncellenmesini gündeme getiren serbest ticaret anlaşmalarına (STA) erişim ve AB-ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı'na (TTIP) dahil olma gibi gerekçelerin büyük ölçüde geçerliliğini yitirdiğini, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne bağlanma iradesinin zayıfladığını ve ticaret politikasında daha korumacı bir çizgiye yöneldiğini ortaya koymaya çalışmıştım.</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">Ancak mesele artık yalnızca Gümrük Birliği'nin kapsamının genişletilmesi değildir. Değişen küresel ticaret düzeni ve AB'nin giderek daha fazla sanayi politikası araçlarını kullandığı yeni dönemde, Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinin yeniden konumlandırılması gerekmektedir. Özellikle Yeşil Dönüşüm ve Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında gündeme gelen “Made in Europe” yaklaşımı ve gelecekte geliştirilebilecek korumacı politikaların Türkiye'nin AB'ye ihracatı ve doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki etkileri, Türkiye'nin AB değer zincirleri ve yeni Avrupa sanayi politikaları içindeki konumunu daha önemli hale getirmiştir.</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><strong><span data-contrast="auto">Alternatif modeller siyasi engellere takılıyor</span></strong><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">AB ile siyasi ve ekonomik bütünleşmeyi hedefleyen üyelik müzakereleri fiilen donmuştur. Demokrasi, temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğüne ilişkin sorunlar, Gümrük Birliği'nin kapsamlı biçimde güncellenmesinin önünde de önemli bir engel oluşturmaktadır. Bu nedenle, AB'nin karar alma mekanizmalarına ve bütçesine katılım sağlanmaksızın; </span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">1) İmtiyazlı Ortaklık, </span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">2) Birleşik Krallık benzeri kapsamlı bir ticaret anlaşması, </span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">3) İsviçre modeliyle Tek Pazar'ın belirli alanlarına erişim</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">veya </span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">4) Norveç ve İzlanda örneğinde olduğu gibi Avrupa Ekonomik Alanı üzerinden Tek Pazar'a katılım gibi daha ileri ekonomik bütünleşme modelleri, mevcut siyasi koşullarda kısa vadede mümkün görünmemektedir.</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">Öte yandan, geçmişte yapılan kapsamlı analizlerde, malların serbest dolaşımı ilkesine dayanan Gümrük Birliği'nin menşeye dayalı bir STA'ya dönüştürülmesinin Türkiye'nin ihracatı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği ortaya konulmuştur.</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">Bu şartlarda, mevcut kazanımları koruyarak ihtiyaç duyulan alanlarda modüler anlaşmalarla ekonomik entegrasyonu derinleştirmek daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><strong><span data-contrast="auto">Gümrük Birliği'ni modüler olarak derinleştirmek</span></strong><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">Otomotiv sektörü başta olmak üzere ihracatçılarımız için büyük önem taşıyan "Made in Europe" yaklaşımının bir parçası olabilmek için, kamu alımları alanında AB ile bir anlaşma yapılması önemli bir adım olacaktır. Böyle bir anlaşma, Gümrük Birliği'nin modüler olarak derinleştirilmesine yönelik somut bir örnek oluşturacaktır.</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">Ancak, 2001 krizi sonrasında gerçekleştirilen yapısal reformlar kapsamında, önemli ölçüde AB müktesebatıyla uyum sağlama amacı da taşıyan Kamu İhale Kanunu, zaman içerisinde kapsamı genişleyen istisnalar nedeniyle başlangıçtaki şeffaflık ve rekabet hedeflerinden uzaklaşan bir yapıya dönüşmüştür. Büyük altyapı ve yatırım projelerinde ihale dışı veya özel düzenlemelere dayalı modellerin yaygınlaşması ve yerli isteklilere tanınan yüzde 15'e kadar fiyat avantajı da AB ile kamu alımları alanındaki uyum bakımından sorun oluşturan başlıca konular arasında yer almaktadır.</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

<p><span data-contrast="auto">Bu bağlamda, 31 Temmuz 2026'da Kamu İhale Kanunu'na eklenen hüküm, yerli istekliler ve yerli mallara tanınan hak ve avantajların, mütekabiliyet çerçevesinde AB’ye tanınması konusunda Cumhurbaşkanı'na yetki vermektedir.</span><span data-ccp-props="{"201341983":0,"335559739":0,"335559740":240}"> </span></p>

Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.

Kaynaklar

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.

Gümrük Birliği’nde yeni bir vizyon şart: Türkiye’nin AB ile ticaret ilişkisinde konum değişimi · Mercek akışına dön