Ekonomi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye ekonomisi 2002-2025 arası milli gelir ve kişi başı gelirinde güçlü artış gösterdi
Kısaca
Kriz dönemi küresel göstergeler, Yılmaz’ın konuşmasında Türkiye’nin 2002-2025 arası milli gelirinin 239 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aştığı belirtiliyor. 2026’nın ilk yarısı için yıllık milli gelir 1,7 trilyon doları aşıyor öngörüsü paylaşıldı; kişi başına gelir 2025’te 18 bin doları aşıyor. 2025 sonunda milli gelir 1,8 trilyon doları bulması bekleniyor; 2025 itibarıyla kişi başına gelir yaklaşık 20 bin dolar civarında olacak.
Ana mesele
Küresel gerilimler ve korumacılık yükselişi, enerji ve lojistik maliyetlerini artırırken Türkiye'nin büyüme görünümünü etkiliyor.
Ne değişti?
Küresel tedarik zincirlerinde yapısal değişim ve güvenli kaynaklara yönelim; Türkiye’nin üretim ve ihracat gücü öne çıkıyor.
Beni nasıl etkiler?
Okuyuculara yatırım ve üretim kararları üzerinde olası etkileri özetler.
Ne oldu?
Yılmaz, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye’nin üretim ve ihracat gücünün güçlü olduğunu belirtti.
Neden şimdi?
Jeopolitik gerilimler ve korumacılığın yükselişiyle ticaret dinamikleri değişirken, Türkiye’nin stratejik konumu öne çıktı.
Neden önemli?
Türkiye’nin büyüme performansı, yatırımcı güveni ve ihracat potansiyeli için kritik olabilir.
Kimler etkileniyor?
- İhracatçı firmalar
- Yatırımcılar (sermayeye yönelik kararlar)
- Kamu politikaları ve makroekonomi
- Tedarik zinciri ortakları
Sektör ve piyasa etkisi
Küresel ticaret ve lojistik maliyetlerinde baskı ile Türkiye’nin üretim ve ihracat performansı yakından izlenecek
Riskler
- Enerji ve lojistik maliyetlerinde dalgalanma
- Jeopolitik risklerin yeniden artması
- Korumacılık politikalarının güncel etkileri
Takip edilmesi gerekenler
- Küresel ticaret ve enerji fiyatlarındaki hareketler
- Türkiye ihracat rakamları ve üretim verileri
- Tedarik zinciri güvenliği politikaları
- jeopolitik gelişmeler
Haberin tamamı
Fotoğraf : Arif Hüdaverdi Yaman / AA İSTANBUL Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu 21. MÜSİAD Expo Uluslararası Fuarı ve 29. IBF Uluslararası İş Forumu Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, küresel ekonomi ve ticaretin jeopolitik gerilimler, artan korumacılık ile yeşil ve dijital dönüşümlerin gölgesinde dalgalı bir performans gösterdiğini söyledi.
İsrail/ABD ve İran arasındaki savaşın 2026'ya ilişkin küresel mal ve hizmet ticaret beklentilerini aşağı yönlü baskılamaya, lojistik maliyetleri artırmaya devam ettiğini, enerji başta olmak üzere emtia fiyatları üzerinden enflasyonist baskı oluşturduğunu aktaran Yılmaz, bu gelişmelerin arka planında küresel ticarette artan korumacılık eğiliminin dikkati çektiğini dile getirdi.
Bahse konu trend küresel tedarik zincirlerinde yapısal değişimlere yol açarken, ülkelerin ittifaklara dayalı modeller olan "yakın ülkelerden tedarik" ve "siyasi ve jeopolitik olarak güvenli, müttefik kabul edilen ülkelerden tedarik" eğilimlerini güçlendirdiğini vurgulayan Yılmaz, ticaret akımlarının rotasını değiştiren bu gelişmelerin ikili ve çok taraflı ticaret diplomasisini eskisinden daha önemli hale getirdiğini kaydetti.
Yılmaz, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeni dijital düzene uyum sürecinde uluslararası diyaloğun daha fazla ön plana çıktığına işaret ederek, "Küresel konjonktürdeki olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisi, üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif bir görünüm sergilemektedir. 2002'de sadece 239 milyar dolar olan milli gelirimiz 2025'te 1,6 trilyon doları aşmıştır. 2026'nın ilk yarısı itibarıyla yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aşmıştır. Bu yıl sonu itibarıyla da 1,8 trilyon doları aşması beklenmektedir. Benzer şekilde 2002'de kişi başına gelirimiz sadece 3 bin 600 dolarken, 2025'te 18 bin dolar aşılmıştır. Bu yıl sonu itibarıyla 20 bin dolar civarında kişi başı milli gelir tahminimiz bulunmaktadır." ifadelerini kullandı.
Küresel ekonomideki belirsizlik ve jeopolitik gerilimlerin enerji arzı ile ana ticaret rotalarında oluşturduğu risklerin teslimat sürelerini uzattığını, navlun ve sigorta maliyetlerini artırdığını belirterek, şöyle devam etti:
"Özellikle ana ihracat pazarımız olan Avrupa ve MENA dediğimiz bölgede büyüme hızında olumsuz bir tablo yaşandığını görüyoruz. Küresel büyüme, küresel ticaret düşüyor ama bizim ana ihraç pazarımız olan Avrupa'da ve Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da maalesef bu etki daha yüksek. Büyümeler, ticaretler daha olumsuz etkileniyor. Özellikle MENA bölgesinde bu sene Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da bırakın büyümeyi negatif yüzde 0,5 küçülme bekleniyor. Bizim ana pazarlarımız bu iki bölge. Bu iki bölgeyi topladığınızda ihracatımızın aşağı yukarı yüzde 70'ini ifade ediyor. Genel olarak ticaret ortaklarımızda da durum bu sene pek parlak değil, 1,6 gibi bir büyüme bekliyoruz ticaret ortaklarımızla. Yüzde 90'ı aşan ticaretimizin konu olduğu ülkelerin büyümesine baktığımızda 1,6 puan. Dolayısıyla zorlu bir yılda olduğumuzu söyleyebilirim. Ama iyi haber şu, gelecek sene ticaret ortaklarımızdaki büyümenin dünya büyümesinin üzerinde olacağı varsayılıyor. Hem savaşla ilgili gelişmeler hem de baz etkisinden dolayı gelecek sene daha olumlu bir perspektifimiz olduğunu söyleyebilirim."
Yılmaz, ihracatın bölgesel ve küresel koşullardaki belirgin bozulmaya rağmen dayanıklığını ortaya koyduğunu kaydetti.
Mal ihracatının 2002'de 36 milyar dolar olduğunu anımsatan Yılmaz, "Bunu geçtiğimiz süreçte 7,6 kat artırarak geçen yıl 273,2 milyar dolara çıkardık. 2026 yılı ağustos ayı itibarıyla ihracatımız yıllıklandırılmış olarak 280 milyar doları buldu. Mal ihracatında yakaladığımız bu başarıyı hizmet ihracatında da belirgin şekilde görüyoruz. 2002 yılında toplam hizmet ihracatımız sadece 14 milyar dolardı. Bunu aşağı yukarı 9 kat artırarak 125 milyar dolara yükseltmiş durumdayız. Mal ve hizmet ticareti olarak toplamda bakacak olursak, 2002'de 50 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatımız vardı. 2025'te bunu 8 kata çıkarmışız ve 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmış durumdayız." diye konuştu.
Yılmaz, pazar çeşitliliğinin sağlanmasını ve farklı ülkelere yönelik ticaretin geliştirilmesini hedefleyerek uzak ülkeler, İslam ülkeleri ve Afrika ülkeleri gibi çeşitli stratejilerle mal ve hizmet ihracatının geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü aktardı.
İhracat destekleriyle ihracat finansman araçlarını ortak amaca hizmet eden ayrılmaz bir bütünün parçaları olarak gördüklerini belirten Yılmaz, bu kapsamda Ticaret Bakanlığının destekleriyle Eximbank desteklerini bir bütün olarak ele aldıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yerli üretimin haksız rekabete karşı korunmasının önceliklendirdikleri diğer bir alan olduğunu dile getirerek, ithalata olan bağımlılığı azaltmayı ve ithalatın üreticilere uğrattığı zarara ve haksız rekabete karşı önlemleri almayı sürdüreceklerini vurguladı.
Bağlantısallığın kritik olduğuna inandıklarını ifade eden Yılmaz, "Kalkınma Yolu, Orta Koridor, Zengezur Koridoru gibi yeni demir yolu bağlantılarıyla doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerindeki ticaret akımlarında Türkiye'nin etkisini artırmayı öngörüyoruz. Bir diğer önemli gündemimiz, üzerinde düşündüğümüz tarihi Hicaz Demiryolu güzergahı. Bu güzergaha da yeni bir perspektifle, bugünkü dünyanın şartlarında bakıyoruz ve bunun da bölgesel istikrara önemli katkılarda bulunacağına inanıyoruz. Limanlarımızı, lojistik merkezlerimizi, sanayi bölgelerimizi ve demir yolu ağlarımızı bütünleştirerek ülkemizi küresel ekonominin güçlü üretim, lojistik ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, uluslararası yatırımcılara açık ve güçlü bir mesaj vermek istediğini belirterek, program döneminde öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu iş ortamını daha iyi noktalara taşıyacaklarını dile getirdi.
Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.
Kaynaklar
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye ekonomisi 2002-2025 arası milli gelir ve kişi başı gelirinde güçlü artış gösterdi · Mercek akışına dön